2006 yılında Türkiye’de üretime başlayan Decathlon, 20 yılda 32 üreticiden oluşan geniş bir tedarik ağı kurdu. Üretim hacmi bakımından şirketin dünya genelindeki 23 üretim ülkesi arasında sekizinci sırada yer alan Türkiye, 18 ülkeye gerçekleştirilen ihracatla Decathlon’un küresel tedarik zincirinde önemli bir rol üstleniyor.
Decathlon Türkiye, üretim faaliyetlerinin 20’nci yılını kutluyor. Türkiye’deki üretimin yaklaşık yüzde 95’ini tekstil ürünleri oluştururken metal ürünler, çantalar ve çeşitli spor ekipmanları da üretim portföyünde bulunuyor.
Şirketin Türkiye’deki üretim ağı, İzmir’den Van’a, Samsun’dan Gaziantep’e uzanan geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Son 20 yılda yerel üreticilerle geliştirilen iş birlikleri, Türkiye’yi Decathlon’un uluslararası tedarik operasyonlarının önemli merkezlerinden biri haline getirdi.
Türkiye’den 18 ülkeye ihracat
Türkiye’deki üretim faaliyetleri, Decathlon’un farklı ülkelerdeki operasyonlarına yönelik tedarikte de önemli bir paya sahip. Satışa hazır nihai ürünlerin yanı sıra tekstil hammaddeleri, aksesuarlar ve paketleme ürünleri 18 ülkeye ihraç ediliyor. Fransa ise Türkiye’den yapılan ihracatta en büyük pazar konumunda bulunuyor.
Bugüne kadar Türkiye’de 2 bin 43 farklı ürün modeli üretildi. Bu modellerin 1.130’unun üretimi devam ederken 732 model yurt dışı pazarlara ihraç ediliyor.
Yerel üretim altyapısı, Decathlon’a Türkiye pazarına özel ürünler geliştirme konusunda da esneklik sağlıyor. Türkiye’de üretilerek iç pazara sunulan ürünlerin yaklaşık yüzde 10’u yalnızca Türkiye için hazırlanıyor. Ürün gamının büyük bölümü ise hem Türkiye’de hem de Decathlon’un diğer uluslararası pazarlarında satışa sunuluyor.
“Türkiye, Avrupa tedarik zincirimiz açısından stratejik bir konumda”
Decathlon Türkiye Üretim Lideri Alexandre Jacques, Türkiye’nin güçlü tekstil ve sanayi altyapısının yanı sıra Avrupa pazarlarına yakınlığının da şirketin tedarik operasyonlarına avantaj sağladığını belirtti.
Jacques, “Türkiye, güçlü tekstil ve sanayi altyapısıyla Decathlon’un küresel tedarik ağı içinde stratejik bir konuma sahip. Bu altyapıyı Avrupa pazarlarına yakınlığımız ve değişen talebe hızlı yanıt verebilme kabiliyetimizle birleştirerek oldukça avantajlı bir yapıya sahibiz” dedi.
Avrupa pazarlarına yapılan sevkiyatlarda zamanında teslimat oranının yüzde 98 seviyesinde olduğunu belirten Jacques, son 20 yılda yerel üreticilerle geliştirilen iş modelinin Türkiye’yi Avrupa tedarik zinciri açısından çevik ve güvenilir bir üretim merkezi haline getirdiğini ifade etti.
Jacques, önümüzdeki dönemde de üretim ağını iş ortaklarıyla birlikte geliştirmeyi sürdüreceklerini kaydetti.
